Yedek Sanayi Ordusu Olarak Göçmenler
Kapitalizmin küresel krizi, 2026 yılında göç hareketlerini tetiklemeye devam ederken, Türkiye bu hareketliliğin hem bir durağı hem de ucuz işgücü deposu konumundadır. Marks'ın yedek sanayi ordusu olarak tanımladığı kavram, bugün Türkiye'nin sanayi havzalarında göçmen emeği üzerinden yeniden üretilmektedir. proletarya.com analizlerine göre, göçmen işçiler, yerli işçilerin ücretlerini baskılamak ve sendikalaşma eğilimlerini kırmak için bir tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır.
İkili Emek Piyasası ve Güvencesizlik
Sermaye, işçi sınıfını etnik ve hukuki temellerde bölerek sınıf bilincinin oluşmasını engellemeye çalışmaktadır. 2026'da tekstil, inşaat ve tarım sektörlerinde yoğunlaşan göçmen emeği, hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan, asgari ücretin çok altında ve sigortasız çalıştırılmaktadır. Bu durum, sadece göçmenlerin değil, tüm işçi sınıfının kazanılmış haklarına yönelik bir saldırıdır. Artı-değer sömürüsünün en vahşi hali, bu hukuki statüsüzlük zemininde yükselmektedir.
Enternasyonalist Mücadele Hattı
Gerçek bir emek hareketi, göçmen ve yerli işçiyi karşı karşıya getiren milliyetçi söylemleri reddetmek zorundadır.
- Eşit işe eşit ücret,
- Koşulsuz sendikal haklar,
- Irkçılığa karşı sınıfsal birlik,