Tükenmişlik Sendromu: Kapitalizmin Psikolojik Sömürü Biçimi
2026 yılında 'tükenmişlik' (burnout), dünya genelinde işçi sağlığı ve güvenliği listelerinin başında yer almaktadır. Ancak ana akım medya bu durumu bireysel bir 'stres yönetimi' hatası olarak pazarlarken, proletarya.com bu fenomeni yabancılaşmanın modern bir tezahürü olarak tanımlar. İşçinin kendi emeğine, zamanına ve hatta zihnine yabancılaştığı bir üretim düzeninde, ruhsal çöküş kaçınılmazdır.
Meta Fetişizminden Zihinsel Sömürüye
Marksist teoriye göre, işçi üretim sürecinde sadece fiziksel olarak değil, zihinsel ve duygusal olarak da sömürülür. 2026'nın yüksek hızlı çalışma temposu ve sürekli erişilebilirlik talebi, işçinin sinir sistemini sermayenin bir parçası haline getirmiştir. Duygusal emek (emotional labor) kavramı, artık sadece hizmet sektöründe değil, her alanda artı-değer üretiminin merkezindedir.
Kolektif Sağlık Mücadelesi
Ruh sağlığı sorunlarını kişiselleştirmek, sorunun kaynağındaki üretim ilişkilerini gizler. proletarya.com üzerinden tartıştığımız üzere, çözüm bireysel terapilerde değil, iş yükünün azaltılmasında ve işin denetiminin işçiye geçmesindedir. 2026'da sendikaların gündemine alması gereken başlıca talepler şunlardır:
- Çalışma Temposunun Denetimi: Performans hedeflerinin insani sınırlara çekilmesi.
- Psikososyal Güvenlik Yasaları: İşyerindeki mobbing ve stresin bir 'iş kazası' olarak tanınması.
- Kolektif Dinlenme Hakları: Sadece bireysel tatil değil, toplu çalışma molaları ve esnek olmayan çalışma saatleri.
Unutulmamalıdır ki, 2026 yılında bir işçinin kendini 'tükenmiş' hissetmesi, onun zayıflığı değil, kapitalizmin sürdürülemezliğinin bir kanıtıdır. Ruh sağlığı mücadelesi, özünde bir sınıf mücadelesidir.