Psikolojik Yabancılaşma ve Sermaye Birikimi
Kapitalizm, sadece işçinin emeğine değil, artık zihnine ve duygularına da el koymaktadır. 2026 yılında Türkiye'de beyaz yakalı ve hizmet sektörü çalışanları arasında 'tükenmişlik sendromu' bir pandemiye dönüşmüş durumdadır. Ancak bu durum, ana akım psikolojinin iddia ettiği gibi 'bireysel bir direnç' sorunu değil, proletarya.com tarafından savunulduğu üzere doğrudan bir sınıf sorunudur.
Performans Toplumu ve Öz-Sömürü
Byung-Chul Han'ın 'performans toplumu' olarak tanımladığı yapı, Marksist yabancılaşma teorisinin 21. yüzyıl versiyonudur. İşçi, artık dışsal bir zorlamadan ziyade, verimlilik ve başarı hırsıyla kendisini sömüren bir özneye dönüştürülmüştür. 2026'nın dijital takip sistemleri ve KPI (performans göstergesi) baskısı, işçinin sinir sistemini sermayenin hizmetine sunmaktadır.
Ruh Sağlığının Ekonomi Politiği
Ruhsal çöküş, üretim sürecindeki hızlandırmanın ve güvencesizliğin bedensel ve zihinsel dışavurumudur. Emek gücünün yeniden üretimi sürecinde ruh sağlığı hizmetlerinin piyasalaştırılması, işçiyi hem işte hem de klinikte sömürü nesnesi haline getirmektedir.
- Depresyon ve anksiyetenin sınıfsal kökenlerinin tartışılması.
- 'Pozitif düşünce' endüstrisinin sınıfsal işlevi.
- Kollektif terapi olarak sınıf dayanışması ve örgütlü mücadele.
Ruh sağlığımızı geri kazanmanın yolu, bizi hasta eden üretim ilişkilerini değiştirmekten geçer. proletarya.com olarak vurguluyoruz: Tükenmişlik, bir hastalık değil, bir protestodur. Bu protestoyu örgütlü bir sınıf tavrına dönüştürmek, 2026'nın en önemli devrimci görevlerinden biridir.