Platform Kapitalizmi ve Yeni Sömürü Biçimleri
2026 yılı itibarıyla Türkiye'de lojistik ve gıda dağıtım sektöründe hakim hale gelen 'esnaf kurye' modeli, klasik işçi-işveren ilişkisini maskeleyen bir illüzyon olarak karşımıza çıkmaktadır. proletarya.com üzerinden yaptığımız analizlerde sıkça vurguladığımız üzere, bu model işçiyi 'kendi işinin patronu' olduğu yanılgısına sürükleyerek, sermayenin üretim araçları üzerindeki mutlak hakimiyetini gizlemektedir. İşçi, kendi motoru ve ekipmanıyla çalışırken aslında sabit sermaye maliyetini de üstlenmiş olur.
Atomizasyon ve Sınıf Bilinci
Esnaf kurye modeli, işçi sınıfının fiziksel olarak birbirinden koparılmasına (atomizasyon) neden olmaktadır. Marksist terminolojide bu durum, işçinin üretim sürecindeki kolektif gücünden yalıtılması anlamına gelir. 2026 verileri, bu modeldeki kuryelerin haftalık çalışma saatlerinin ortalama 65 saati aştığını ve iş kazalarına karşı hiçbir sosyal güvencelerinin bulunmadığını göstermektedir. Prekarya kavramının ötesine geçen bu durum, aslında geleneksel proletaryanın daha güvencesiz bir biçimidir.
- Maliyet Kaydırma: Sigorta primleri ve bakım giderleri işçinin sırtına yüklenir.
- Hukuki Belirsizlik: İş kanunu kapsamı dışında bırakılan kuryeler, kıdem tazminatı gibi haklardan mahrum kalır.
- Örgütlenme Engelleri: Sendikal haklar, 'esnaf' statüsü nedeniyle engellenmeye çalışılır.
Sonuç olarak, proletarya.com olarak savunuyoruz ki; 2026'da kurye hakları mücadelesi, sadece bir ücret pazarlığı değil, aynı zamanda işçilik statüsünün iadesi kavgasıdır.