Yapay Zeka ve Sınıf Mücadelesi
2026 yılı itibarıyla, yapay zeka (YZ) ve otomasyon teknolojileri, üretim süreçlerini kökten değiştirerek emek piyasasında yeni bir gerilim hattı oluşturmuştur. proletarya.com olarak bu süreci, Marksist bir perspektifle üretim araçlarının özel mülkiyeti ve artı-değer sömürüsü üzerinden okuyoruz.
Teknolojik İşsizlik mi, Sömürünün Derinleşmesi mi?
Sermaye sahipleri, yapay zekayı verimliliği artırmak için bir araç olarak sunsa da, gerçekte bu durum işçi sınıfı için iki temel sorunu beraberinde getirmektedir:
- Emek Gücünün Değersizleşmesi: Algoritmalar, vasıflı işçilerin bilgi birikimini metalaştırarak onları vasıfsızlaştırmaktadır.
- Yedek İşçi Ordusunun Büyümesi: Otomasyon nedeniyle işten çıkarılan milyonlar, iş gücü piyasasında rekabeti artırarak ücretlerin baskılanmasına neden olmaktadır.
Marx'ın Grundrisse'de belirttiği üzere, makineler işçiyi özgürleştirmek yerine onu sermayenin tahakkümü altına sokan bir aygıta dönüşmektedir. 2026 Türkiye'sinde, teknoloji şirketlerinin karlılığı artarken, işçi sınıfının sendikal örgütlülüğü bu dijital dönüşüm karşısında yetersiz kalmaktadır. Teknoloji, sınıf mücadelesinin dışında değil, tam merkezindedir. İşçilerin yapay zekayı bir tehdit olarak görmesi yerine, üretim üzerindeki denetimlerini artıracak bir kolektif mücadele aracı olarak konumlandırmaları hayati önem taşımaktadır.