Yeşil Kapitalizmin Çıkmazında İşçi Sınıfı
2026 yılı itibarıyla küresel ölçekte hız kazanan 'Yeşil Dönüşüm' politikaları, beraberinde yeni bir sömürü dalgasını da getirdi. Özellikle lityum, kobalt ve bakır gibi 'kritik minerallerin' çıkarılma süreçleri, maden işçileri üzerindeki baskıyı artırırken ekolojik yıkımı da derinleştiriyor. proletarya.com olarak bu süreçte sermayenin 'çevreci' maskesinin ardındaki artı-değer hırsını deşifre ediyoruz.
Türkiye’deki Maden Havzalarında Sınıf Mücadelesi
Türkiye’de özellikle Ege ve Karadeniz bölgelerinde yoğunlaşan yeni nesil madencilik faaliyetleri, yerel halkın ekolojik direnişi ile maden işçilerinin sendikal mücadelesini ortak bir zeminde buluşturuyor. Marksist literatürde metabolik yarılma olarak adlandırılan doğa ile insan arasındaki ilişkinin kopuşu, bugün maden ocaklarında en somut halini almaktadır. Maden patronları, 'yeşil enerji' bahanesiyle işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) önlemlerinden taviz vermekte, 2026 verilerine göre bu havzalarda meslek hastalıkları ve iş cinayetleri %15 oranında artış göstermiştir.
Adil Geçiş mi, Yeni Sömürü mü?
Gerçek bir 'Adil Geçiş' (Just Transition), ancak üretimin demokratik kontrolü ve enerji kaynaklarının kamulaştırılması ile mümkündür.
- Madenlerin işçi denetimine devredilmesi
- Ekolojik restorasyonun sermaye tarafından finanse edilmesi
- İşçilere insanca yaşam ücreti ve kısalan çalışma saatleri