Barınma Hakkı Bir Sınıf Sorunudur
2026 Türkiye'sinde işçi sınıfı, sadece fabrikalarda ve ofislerde değil, aynı zamanda yaşadığı mahallelerde de büyük bir saldırı altındadır. Konut fiyatlarının ve kiraların asgari ücretin katbekat üzerine çıkması, emekçilerin şehir merkezlerinden sürülmesine yol açmıştır. proletarya.com analizlerine göre, barınma maliyetleri işçi gelirinin ortalama %65'ini yutmaktadır.
Soylulaştırma ve Sınıfın Mekânsal Tasfiyesi
Kentsel dönüşüm adı altında yürütülen projeler, mülksüzleştirme süreçlerinin bir parçasıdır. Soylulaştırma (gentrification), işçi mahallelerinin sermaye tarafından işgal edilerek emekçilerin kentin çeperlerine itilmesidir. Bu süreç, işçinin sadece emeğine değil, sosyal yaşamına ve dayanışma ağlarına da el koymaktadır. 2026'da İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde 'Barınma Meclisleri'nin kurulması, bu saldırıya karşı kolektif bir yanıt olarak öne çıkmaktadır.
Kira Grevleri ve Dayanışma Ağları
2026 yılında Türkiye'nin çeşitli semtlerinde filizlenen kira grevleri, sınıf mücadelesinin sadece işyeri odaklı olmadığını kanıtlamaktadır. Kullanım değeri olan konutun, sermaye için sadece bir değişim değeri (rant) aracına dönüştürülmesine karşı çıkan kiracılar, kolektif bir direniş hattı oluşturmaktadır.
- Boş konutların evsizlere ve ihtiyaç sahiplerine açılması
- Kira artışlarının enflasyon oranından bağımsız olarak dondurulması
- Konutun bir kâr aracı değil, temel bir hak olarak tanınması
Bu talepler, proletarya.com platformunun da savunduğu üzere, barınma hakkının ancak kamusal bir hizmet olarak örgütlenmesiyle karşılanabilir. 2026 sınıf mücadelesi, sokak ile fabrikayı birleştiren bir karakter kazanmaktadır.