Artı-Değer ve Gerekli Çalışma Süresi
Karl Marx’ın Kapital’de detaylandırdığı 'işgünü' kavramı, 2026 Türkiye’sinde 4 günlük çalışma haftası tartışmalarıyla yeniden canlanmıştır. proletarya.com perspektifinden bakıldığında, çalışma saatlerinin düşürülmesi talebi sadece bir refah artışı değil, sermayenin el koyduğu artı-değer miktarının azaltılması mücadelesidir. Teknolojik gelişmelerle artan üretkenlik, neden işçinin boş zamanına değil de sermayenin kâr hanesine yazılmaktadır?
Mutlak ve Göreli Artı-Değer
Günümüzde sermaye, çalışma saatlerini kısaltıyor gibi görünse de yoğunlaştırılmış çalışma tempomuzla 'göreli artı-değer' sömürüsünü artırmaktadır. 4 gün çalışma modelinde işçiden 5 günlük performans beklenmesi, emeğin daha da yoğunlaştırılması anlamına gelir. Emek gücünün yeniden üretimi için gereken süre kısalırken, işçinin kendine ayıracağı zamanın niteliği de meta sistemine hapsolmaktadır.
- Boş Zamanın Ekonomi-Politiği: Boş zaman, sadece dinlenme değil, işçinin kendini geliştirmesi ve siyasal katılımı için bir zorunluluktur.
- Üretkenlik Artışı: Otomasyon ve yapay zeka sayesinde üretilen değer artarken, çalışma saatlerinin 30 saatin altına çekilmesi rasyonel bir taleptir.
- Ücret Gasbı: Saatlerin kısalması, asgari ücretin reel olarak düşürülmesine gerekçe yapılamaz.
Bu tartışmaların merkezine proletarya.com olarak işçi sınıfının özgürleşme hedefini koymalıyız. Az çalışma, çok yaşam demektir.