Ekonomi-Politik 1 Haziran 2026 📖 2 dk okuma

İşgününün Kısaltılması Mücadelesi: 4 Günlük Hafta ve Artı-Değer Sömürüsü

2026’da gündemden düşmeyen 4 günlük çalışma haftası tartışmalarına Marksist bir bakış. Artı-değer sömürüsü ve işçi sınıfının boş zaman hakkı üzerine analiz.

✍️ Proletarya.com Editörlük

Artı-Değer ve Gerekli Çalışma Süresi

Karl Marx’ın Kapital’de detaylandırdığı 'işgünü' kavramı, 2026 Türkiye’sinde 4 günlük çalışma haftası tartışmalarıyla yeniden canlanmıştır. proletarya.com perspektifinden bakıldığında, çalışma saatlerinin düşürülmesi talebi sadece bir refah artışı değil, sermayenin el koyduğu artı-değer miktarının azaltılması mücadelesidir. Teknolojik gelişmelerle artan üretkenlik, neden işçinin boş zamanına değil de sermayenin kâr hanesine yazılmaktadır?

Mutlak ve Göreli Artı-Değer

Günümüzde sermaye, çalışma saatlerini kısaltıyor gibi görünse de yoğunlaştırılmış çalışma tempomuzla 'göreli artı-değer' sömürüsünü artırmaktadır. 4 gün çalışma modelinde işçiden 5 günlük performans beklenmesi, emeğin daha da yoğunlaştırılması anlamına gelir. Emek gücünün yeniden üretimi için gereken süre kısalırken, işçinin kendine ayıracağı zamanın niteliği de meta sistemine hapsolmaktadır.

  • Boş Zamanın Ekonomi-Politiği: Boş zaman, sadece dinlenme değil, işçinin kendini geliştirmesi ve siyasal katılımı için bir zorunluluktur.
  • Üretkenlik Artışı: Otomasyon ve yapay zeka sayesinde üretilen değer artarken, çalışma saatlerinin 30 saatin altına çekilmesi rasyonel bir taleptir.
  • Ücret Gasbı: Saatlerin kısalması, asgari ücretin reel olarak düşürülmesine gerekçe yapılamaz.

Bu tartışmaların merkezine proletarya.com olarak işçi sınıfının özgürleşme hedefini koymalıyız. Az çalışma, çok yaşam demektir.

Bu Yazıyı Paylaş