Mesai Saatlerinin Sonu mu? Dijital Sömürüde Yeni Cephe
Uzaktan çalışmanın kalıcı hale geldiği 2026 Türkiye'sinde, iş ve özel yaşam arasındaki sınır tamamen silinmiş durumdadır. İşverenlerin WhatsApp grupları, e-postalar ve proje yönetim araçları üzerinden 7/24 erişilebilir olma beklentisi, 'yeni normal' olarak sunulmaktadır. proletarya.com olarak bu hafta, işçi sınıfının en güncel hukuki talebi olan 'Bağlantıyı Kesme Hakkı'nı (Right to Disconnect) ele alıyoruz.
4857 Sayılı Kanunda Reform İhtiyacı
Mevcut iş kanunu, dijital emek süreçlerini kapsamakta yetersiz kalmaktadır. 2026 yılında TBMM gündemine taşınan yeni düzenleme önerileri, işçilerin mesai saatleri dışında dijital iletişim araçlarını kapatma hakkını yasal güvence altına almayı hedefliyor. Ancak sermaye çevreleri, 'esneklik' adı altında bu hakka şiddetle karşı çıkıyor.
Hukuki ve Sosyolojik Talepler
- Zaman Egemenliği: İşçinin, kendi zamanı üzerinde mutlak tasarruf hakkının tanınması.
- Görünmeyen Mesai: Mesai saatleri dışındaki her bir mesajın ve aramanın 'fazla mesai' olarak ücretlendirilmesi.
- Psikososyal Riskler: Sürekli erişilebilirliğin yarattığı 'tükenmişlik sendromu'nun bir iş kazası/hastalığı olarak kabul edilmesi.
Emek hukukçuları ve sendikalar, bu hakkın sadece beyaz yakalılar için değil, dijital takip sistemleriyle çalışan tüm işçiler için hayati olduğunu vurguluyor. proletarya.com analizleri, dijitalleşmenin sömürüyü derinleştirmesine izin vermemek için örgütlü bir mücadelenin şart olduğunu gösteriyor.